|
|
| |

"Toprakçılar
Konakları” adıyla bilinen iki adet
konağın bilinen tarihleri, 1870’li yıllara
dayanmaktadır. Bitişik iki parselde yer alan
konaklardan, Mağaraağzı Sokak'a cepheli olanı
muhtemelen biraz daha eskidir. Alemdar Sokak'a
cepheli olan arka bina ise bundan kısa bir süre
sonra yapılmış olmalıdır. Bu konağı ilk yaptıranlar
bilinmemektedir. Toprakçılar adıyla maruf olan köklü
aile, tahminen 1885 yılında veya hemen akabinde
binaları satın almış olmalıdır.
Bu aile, aslen Ankara’lı olup, Kastamonu’ya bundan
300 yıl önce göçmüş olduğu, ailenin son kuşak
temsilcileri tarafından ifade edilmektedir. Zaten bu
nedenle, aile soyadı kanunuyla birlikte Ankaralı
soyadını almıştır. Ancak eski lakapları olan “Toprakçılar”
ya da “Toprakçızadeler” günümüze
kadar süregelmiştir. Ailenin bugün yaşayan
fertlerinin ifadelerine göre, daha önce oturdukları
ev yanınca, aile bu konakları satın alarak buraya
yerleşmiştir. ( 1885’ler ) Bu sırada arka
konağın inşaatının da yeni bitmiş olduğu ifade
ediliyor. Bundan sonra da uzun yıllar iki konak
birlikte kullanılmıştır.
Ailenin bilinen en eski atası, Toprakçızade Hafız
Mehmet Bey’dir. Kendisinin çok büyük bir tüccar
olduğu, toptan manifaturacılık işiyle uğraştığı ve
İstanbul’la ticaret yaptığı ifade ediliyor. Hafız
Mehmet Bey’in iki evladından erkek olanının (
Ahmet Ankaralı ) soyu ( onun da iki oğlunun
aileleri ), konakları birkaç yıl öncesine kadar
kullanmıştır.
iki kardeşin ailelerinden oluşan geniş ve kalabalık
bir aile topluluğu, konaklarda, tipik kalabalık Türk
aile yaşamını canlı tutmuştur. Burada dikkati çeken
bir husus, ailelerin konakları paylaşmayıp, her
ikisini birlikte kullanmış olmasıdır.
Ancak 20. yüzyılın sonuna doğru, konak sakinleri
azalınca, bir zamanlar hayat dolu olan odaların
birçoğu işlevsizleşmiş, bakımsız hale gelmiş, ısıtma
zorluğundan dolayı, yaşayanlar birer oda gibi
sınırlı mekânlara mahkum olmuşlardır.
Mağaraağzı Sokak'a bakan ön binanın, her tipik Türk evine özgü olmayan
ilginç bir özelliği vardır: Bu bina, tam karşısında
bulunan “Hayvan Pazarı” na
bakmaktaydı. ( özellikle büyükbaş hayvan
alım-satımı yapılan bu alan, 1980’lere kadar
varlığını korumuştur, bugünse burada Kastamonu
Belediyesi tarafından düzenlenen “İsfendiyar Bey
Parkı” vardır. )
Bu pazar yeri, mahalleye sosyal bir hareketlilik
getirmekteydi. Pazar için dışarıdan gelenler,
alışveriş için gelen Kastamonulular, vs. hep burada
toplanmaktaydı. Herhalde bu sosyal olguyla ilişkili
olsa gerek, bu cepheye bakan konağın alt katı,
başından itibaren “Kahvehane”
olarak tasarlanmış ve öyle inşa edilmiştir. Yüksek
tavanlı, büyük ve geniş pencereli, tavanı tel sıvalı
bir mekândır ve altında yer aldığı konağın yaşama
mekânlarından, bu mimari özellikleriyle
ayrılmaktadır. Ancak Toprakçılar Ailesi daha sonra
bu fonksiyonu ortadan kaldırarak bu geniş mekânı
odun,vs. deposu olarak kullanmıştır.
Bugün bu mekân, otelimizin kapalı restoranı “Hüma
Restoran”dır.
Binaların son sahipleri, ( 4 kuzen ),
eskiyen ve restorasyonu çok güç ve pahalı olan
konakları onaramamışlar ve son yıllarda modern
evlere geçerek, bir süre konaklara, bunlarla
ilgilenecek kimseler yerleştirmişlerdir. Ancak
yıpranma sürüp gitmiştir.
Sonunda aile, 2000 yılında konakları Kastamonu
Kalkınma Vakfı’na ( KKV ) satmıştır.
KKV, hızla konakların restorasyonuna girişmiştir. Bu
iş için, Valiliğe bağlı Vedat Tek Anı Sanat ve
Restorasyon Merkezi’yle anlaşılmış, İTü Mimarlık
fakültesinden Prof. Dr. Ahmet Ersen’in ve Doç.Dr.
Kemal Kutgün Eyüpgiller’in bilimsel danışmanlığında
turizm amaçlı restorasyon projesi hazırlanmış ve
Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kurulu’nca onaylanmıştır. (23.03.2001)
Ardından Vedat Tek atölyelerinde ve bizzat
restorasyon alanında, uzman ahşap işçileri ve diğer
yerli ustalar tarafından, tüm eskiyen bölümlerin
onarımı ve restorasyonu gerçekleştirilmiştir. Bunlar
yapılırken, mümkün olduğunca orijinal mimari
parçaların kullanılmasına özen gösterilmiş, zorunlu
olarak yenilenenler ise, aslına olabildiğince sadık
kalınarak yeniden üretilmiştir.
Bizler konakları ilk kez 2002 yılının Ekim ayında
tam da restorasyonun ortasında gördük.
Doğrusu o günkü görünüş çok umut vadetmiyordu. Ancak
geleceğin resmini kafamızda çizip, biraz da cüretkar
davranıp, konakları uzun süreliğine kiralayıp
işletmeye talip olduk.
Bu amaçla yerel bir şirket kurup, KKV’yle kira (
bir tür yap-işlet-devret ) anlaşması yaptık ve
konağın içine girdik!
Bundan sonraki iş gerçekten dar zamana sığdırılmış
zorlu ve yoğun bir çalışma dönemiydi.
Mekânların iç tasarımı, ince inşaat işleri,
dekorasyon ve dış çevre düzeni bizzat tarafımızdan
gerçekleştirildi. Her odanın dekorasyonu, duvarının
renginden, perdesinin rengine kadar, ayrı ayrı (
her biri özgün ) tasarlandı ve uygulandı.
İç dekorasyonda, günümüzün malzemelerini kullanarak,
eski bir Kastamonu varlıklı evinin atmosferini ve
rahatlığını yaratmaya çalıştık.
Sofalar, orijinal işlevlerine uygun olarak,
sedirlerle döşenip, ortak dinlenme, sohbet mekanları
olarak düzenlendi.
Ortak bazı WC’ler muhafaza edildi. Bazıları odalara
katılarak odaların modern otel konforuna kavuşması
sağlandı. Bazı odalarda ise, eski “gusülhane
dolapları” banyoya dönüştürüldü.
Eskiden zemini toprak olan iç avlu, taş kaplanarak,
yazın kafe-restoran olarak kullanılabilecek olan “Taşlık
Kafe-Restoran” oluşturuldu. Buradaki
otantik sundurma muhafaza edildi.
Arka binanın arkasında yer alan büyükçe bahçe de
yine yaz aylarında kullanılmak üzere çimlendirildi
ve çiçeklendirildi.
Eskiden samanlık, depo, araba yeri,vs. amaçlı
kullanılan ön binanın bitişiğindeki mekân ve bunun
devamı olan ahır bölümü, mutfağa dönüştürüldü.
Yine bahçeye açılan depo amaçlı bir mekândan, büyük
ve rahat bir oda elde ettik.
Evet, konaklarımızın 130 yılı aşan bilinen öyküsü
böyle. Bilinemeyenler ise, yaşandı bitti, tarihin
gizemli koynuna gömüldü.
Şimdi konaklarımız, yeni yaşantılar için yeni
konuklarını bekliyor...
|
|
|